Bazı bloggerların destek verdiği ve bazılarınca da yanlış anlaşılan, son zamanlarda sıkça gördüğünüz "Biz de Varız" kampanyasından söz etmk istiyorum.
Kampanyanın adı dolayısıyla, içeriği okunmadan ön yargı ve yanlış anlaşılmalarla yaklaşılan bir kampanya. Yorumlarda da okuduğum üzere birçok kişi kendini küfür etmekten de zor alıkoyuyor.
Kampanyanın amacı, "bize de ürün verin" değil. Doğru yerlerde doğru reklamlar olsun. Özellikle son zamanlarda moda bloggerlarında gördüğümüz karmaşanın ortaya yansımasıdır bu kampanya.
Örneğin, bir moda bloggerı kozmetik ile ilgili yazılar yayınlayabilir tabii ki ancak çoğunlukla hatalı bilgiler verilebildiğini de görebiliyoruz. İşte bu ve bunun gibi birçok neden, hatta çirkin dedikodular ve hoş olmayan davranışlara kadar çıkarcı, pis bir ortamın son zamanlarda iyice büyümüş olması bu serzenişi ortaya çıkardı.
Öncelikle ben blog yazmaya tamamen yüksek lisans tezimin stresini atmak için yazmaya başladım. Yeni bir yere taşınıp, yeni bir hayata başlarken arkamda bıraktğım hayatımı unutabilmek ve sağlam kafayla tezimi yazabilmek için. Hala da öyle. (maalesef hala mezun olamadık :p) Blogu hiçbir zaman iş olarak görmedim. Hatta blogumu her zaman güncelleme gibi bir zorunluluğu da kendimde görmüyorum. Canım isterse o zaman yazarım.
Bu kampanyanın yanlış algılanan kısmına gelirsek ise, ben kendi açımdan konuşursam; kullanmadığım veya kullanmayacağım ürünler için benimle bir marka iletişime geçiyorsa ben kabul etmiyorum, genellikle uygun da olmadığım için pek lansmanlara da gidemiyorum. Hatta hayalimdeki çalışmak istediğim markaların bile lansmanlarına gidemiyorum.
Şimdi neden her blog bu kampanyaya destek vermiyor? Çünkü başlığı yüzünden yanlış anlaşılan bir kampanya olduğundan herkes bulaşmak istemiyor.
Benim hiçbirşey umrumda değil çünkü bu blog benim işim değil, para kazanmıyorum hatta para harcıyorum, zevk için yazıyorum, zihnimi düzenlemek için, o yüzden istediğimi yazarım, içimden geldiği gibi yazarım.
İşte kampanyanın bahsettiği bir diğer konu da bu. Samimiyetsiz, yapmacık reklam. Para için inanmadığınız işleri yapmayın diyor. PR şirketlerinin bir çoğunun ise araştırmadan, gözlemlemeden eski üsul çalışmaları da bir diğer hata.
Markalar da hatalı, PR şirketleri de. İşini doğru yapan da var, haklarını yemeyelim. Ancak memlekette de bilinen bir gerçek var. Neden uluslararsı bir marka çıkartamıyoruz gerçeği. Bir elin parmaklarını geçmez uluslararası firma. Ortadoğu ve balkanlarda deterjan satan markalardan bahsetmiyorum tabii ki. Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu da dahil olmak üzere heryerde olan, marka değeri yüksek markalardan bahsediyorum. Satmasa bile bilinen markalardan bahsediyorum. Kaç tane var??? Sorun nerede. Ay bizim ülkeyi sevmiyorlar mı? E o zaman açılan markalar var, onların menşei mi bilinmiyor? Peah!
Tabii ki her markanın da böyle bir gayesi yok.
Ben bir okuyucu olarak samimiyetsiz ve yapmacık reklamlardan, izleyici sayısyla bozmuş bloglardan sıkıldım. Takip etme diyeceksiniz ama bildiğiniz üzere bazılarının foyası sonradan ortaya çıkıyor. Biz de saf saf inanıyoruz kendilerine. Şimdi haksız mı bu duruma karşı çıkıp bu kampanyayı hazırlayanlar ve destek verenler?
Mesela şu son foyası ortaya çıkan blogda çekiliş düzenleyen, reklam veren firmalar adına iyi mi oldu o bloga yatırım yapmak. Gerçekten birçoğumuzun gözünden kaçtı ama işi gereği bloglara reklam veren, çekiliş düzenleten bir marka bunu nasıl göremedi? Bu olay o markaların imajına olumlu mu yansır olumsuz mu?
Bu ince noktaya dikkat etmek ve markaların şuursuzca reklam dağıtmak yerine, kendi imajlarına uyan, amaçları doğrultusunda sadece blog vs. değil, doğru yere, doğru zamanda, doğru reklamı vermeliler. Ayrıca tek yer ve zamanla sınırlı kalmamalı, doğru aralıklarla pazarın aklında kalacak şekilde reklam vermeli. Bu markanın amacına ve imajına uygun olacak şekilde senede 2 kere de olabilir, ayda 1 de olabilir.
Neyse efenim, sonuç şudur ki, doğru strateji büyük kapılar açar yoksa kalabalığın içinde yok olur gidersin.
5 yorum:
Olayi o kadar guzel ozetlemssin ki eline kolu klavyene saglik;) umarm bu yaziyla yanlis anlasilmalar sona erer ;)
O yanlış anlaşılmayı, çok naif bir şekilde açıklamışsın,çok beğendim..
uzaylı gibi izliyorum olup bitenleri. ama ben de bu çekiliş muhabbeti ile ilgili yazıları okuduktan sonra gerçekten de şaşırdım, soğudum, her gün ürün reklamı görmekten ( bazı makyaj ve moda bloglarında) hatta aynı reklamı dakikalar farkıyla farklı bloglarda görmekten.. pöööf.. neyse, sevgiler saygılar canm sana.. yazın güzel, hoşçakal...
kesinlike yerınde ve harıka bır yazı olmus !
Son cıkan olay kesınlıkle rezıllık :S
Millet lansman lansman gezsin bişiler içsin keyifli vakit geçirsin derdi bu :)
Özellikle bir blog varmış bu lansmanlara kendını zorla davet ettırıp sonra ev sahıbı gıbı davranıyormus bu blog ve dıger arkadasları fırmaları kendı aralarında paslıyorlarmıs vallahı ne dıyım buyuk organizasyon :)
Bende okuduklarımı yazıyorum gözümle görmedim yeni blog actım ama eskidende blogum vardı pelinuygunundünyası beliki hatırlarsın o zamanlarad baska seyler donuyordu sımdıde bu moda bloglarının yaptıgı sacmalıklar on planda :S
Gecen okanın programını ızledın mı bılmıyorum ama orada makyajgunlugu hacer aradıgında bu konuyu bahsettıgınde hepsi birbirine baktı ve acayıp rahatsız oldular ne diyim galiba bu kampanya onların işini boozuyor bu kadar rahatsız olup bakıstıklarına gore :)
Çok uzun yazdım kampanyanın sonuna kadar arkasındayım !
İnanılmaz güzel bir yazı olmuş ellerine aklına sağlık. Okuyanın "işine nasıl anlamak gelirse" dediğin gibi... İşte aklıyla okuyan insan çatır çatır yazıyor, çatır çatır anlıyor anlatmak istediğimi :) Ellerine sağlık tekrar, çok teşekkürler. Sevgiler :)
Yorum Gönder